Selim Prostat Büyümesi

Benign Prostat Hipertrofisi (BPH)
Erkeklerde ellili yaşların başından itibaren prostat büyümesi görülmekte ve bu büyüme beraberinde bazı sorunlar getirmektedir. Bu bölüm, sizi prostat ve prostat büyümesi konusunda bilgilendirmek ve merak edilen noktaları aydınlatmak amacıyla hazırlanmıştır.
Prostat Nedir?
Prostat, erkek üreme sisteminin parçası olan bir salgı bezidir. Asıl işlevi semenin sıvı kısmını oluşturmaktır. Prostat mesanenin, diğer bir ifade ile idrar kesesinin hemen altında yer alır. Erişkinde bir kestane büyüklüğünde ve yaklaşık 18-20 gram ağırlıktadır. Prostat, idrarın mesaneden çıkıp penis içerisinden geçerek dışarıya atılmasını sağlayan idrar kanalının başlangıç kısmını kalın bir yüzük gibi sarmaktadır.
1
Prostat Büyümesi Nedir?
Prostat bezindeki değişiklikler 45 yaş civarında başlamakta ve 50 yaşta büyüme şeklinde kendisini göstermektedir. Bu büyüme yaşamın sonuna kadar değişen hızlarda devam etmektedir. Prostat büyümesi çoğu zaman selim bir olay olarak gerçekleşmekte bu nedenle selim prostat büyümesi veya tıbbi deyimiyle benign prostat hiperplazisi (BPH) olarak adlandırılmaktadır. Prostat büyümelerinin bir kısmı ise habis büyüme şeklindedir ve prostat kanseri olarak tanımlanır. Selim prostat büyümesi ve prostat kanseri bir arada bulunabilen ancak birbirinden kaynaklanmayan iki ayrı hastalıktır. BPH yaş artışına paralel olarak giden adeta yaşlanmanın bir parçası olan bir gelişmedir. Bu nedenle görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Ellili yaşların başında erkeklerin yaklaşık yarısında varken seksen yaş üzerindeki erkeklerde görülme sıklığı %90’a ulaşmaktadır.
Prostat büyümesi bu kadar sık görülmekle birlikte her büyümenin sorun oluşturması ve tedavi gerektirmesi söz konusu değildir. Prostat yalnızca büyümüş olduğu için değil belirtilere neden olursa veya vücuda zarar verecekse tedavi edilmektedir.
BPH Belirtileri Nelerdir?
Prostat, idrar yolunun çevresini sardığı için büyüdükçe onu sıkıştırır ve mesaneden idrarın atılmasını zorlaştırabilir. Böylece rahat idrar boşaltmanın bozulması ve tıkanıklık hissi oluşacak, ayrıca sık idrara gitme ve yanma gibi rahatsız edici belirtiler ortaya çıkacaktır. En çok görülen belirtilerden biri olan sık idrara gitme, geceleri de yaşandığı için önemli bir rahatsız edici yakınmadır. Diğer bazı belirtiler, mesaneyi tam boşaltamama hissi ve idrar yapma ihtiyacı oluştuğunda erteleyememe halidir. BPH, idrarı başlatmada zorlanma, zayıf idrar akımı, işeme sonrası damlama ve kesik kesik idrar yapmaya neden olabilir. Çok ilerlemiş olgularda tam tıkanma hali ortaya çıkabilir ve acil müdahale gerektirir.
2
Tanısı Nasıl Konur?
İdrar belirtileri olan kişilerde prostat dışında da sorunlar olabileceği için ayrıntılı bir tıbbi öykü alınması gereklidir. Hasta tarafından ifade edilen belirtiler önemli kişisel farklar gösterdiği için bazı standart soruların cevaplandırılması esasına dayanan skorlama sistemleri kullanılmaktadır. Skorlama sistemleri yakınmaların şiddetini ve yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkisini belirlemek üzere oluşturulmuştur. Hastalık belirtilerinin hafif, orta ve ağır olarak ayrılmasını sağlar. Alışılmış muayenelere ek olarak prostatın makattan parmakla muayenesi çok önemlidir. Değerlendirmede idrar tetkiki de yapılır. Hastanın durumuna göre aşağıdaki testler de yapılabilir:
Prostat spesifik antijen (PSA) testi: Prostat kanseri olasılığına yönelik kan testidir.
İdrar akım testi: İdrar akım hızını ve işeme şeklini gösterir.
İşeme sonrası kalan idrar miktarı ölçümü: İdrar boşalmasının ne ölçüde etkili sağlanabildiğini gösterir.
Ultrasonografi: Böbrek, mesane ve prostatın görüntülenmesini sağlar.
Sistoskopi: Üretra ve mesanenin alet kullanılarak gözle doğrudan incelenmesidir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalıyım?
Bir erkek, yukarı da bahsedilen belirtilerin olduğunu farkederse ve rahatsızlık duyarsa doktora başvurmalıdır. Ayrıca, idrarda kan görürse, ağrı ve yanma ile idrar yapıyorsa veya hiç idrar yapamaz hale gelmişse hemen doktora başvurmalıdır.
Selim Prostat Büyümesi Prostat Kanserine Yol Açar mı?
Daha önce de belirtildiği gibi selim prostat büyümesi ve prostat kanseri ayrı hastalıklardır. İki durum bir arada görülebilir ancak birisi diğerinin nedeni olamaz. İki hastalığın birlikte bulunma nedeni aynı yaş gruplarında ortaya çıkmalarıdır. Prostat kanseri erken evrelerde çoğunlukla belirti vermez. Selim prostat büyümesi için yapılan tıbbi tedaviler ve ameliyatların da kanseri önleme gibi bir özelliği yoktur. Bu nedenle, yılda bir kez fizik muayene ve PSA testi yaptırmak erken tanı için gereklidir.
Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
BPH ile ilişkili yakınmaların tedavisinde temel belirleyici, yakınmaların ağırlık derecesi ve vücutta prostat büyümesinden kaynaklandığı düşünülen bazı etkilerin oluşmasıdır. Sizin için hangi tedavi yönteminin en uygun olduğuna doktorunuzla birlikte karar verebilirsiniz. Aşağıda BPH tedavisinde uygulanan belli başlı tedaviler hakkında bilgi verilecektir.
Gözleyerek Beklemek
Hafif derecede belirtileri olan ve bundan yakınmayan erkeklerde önemli bir seçenektir. Zaman içinde yakınmaların mutlaka artması söz konusu değildir. Diğer taraftan, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, kanlı idrar yapma, mesanede taş olması, böbrek yetmezliği başlaması gibi durumlar yüksek risk göstergesidir ve ciddi tedavi gerektirir. Bunun dışındaki hastaların bir kısmında idrar yakınmaları zamanla hafifleyebilir. Gözleyerek beklemek, ilaç veya cerrahi tedavilere bağlı yan etkilerden ve yüksek maliyetten kaçınmayı sağlayabilir.
İlaç Tedavileri
Günümüzde orta şiddette yakınmaları olan hastaların tedavisinde en sık yararlanılan yöntemdir. Tedavi için kullanımda olan birkaç grup ilaç vardır. Bütün ilaçlarda etki sürekli kullanım ile olanaklıdır.
Alfa Blokörler
Bir kısmı aynı zamanda yüksek tansiyon tedavisinde de kullanılan bu ilaçlar prostat ve mesane boynundaki düz kasları gevşeterek idrar akımını rahatlatırlar. Alfa blokör ilaçlar sağladıkları rahatlamaya karşın prostat boyutlarını küçültmezler. Genellikle günde bir kez ağızdan alınarak kullanılırlar ve etkileri çok çabuk başlar. Baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi ve nefes almakta zorluk gibi yan etkiler görülebilir. Halen kullanımda, etken maddeleri “alfuzosin, doksazosin, tamsulosin ve terazosin” olan dört farklı alfa blokör ilaç vardır: Bu ilaçların tedavi edici güçleri birbirlerine yakındır. Ancak, alfuzosin ve tamsulosinin tansiyon düşürücü etkileri diğerlerine göre daha azdır.
5-Alfa Redüktaz İnhibitörleri
Bu grupta önceki gruptan farklı olarak prostatı küçülterek etki gösteren, etken madde olarak “finasterid ve dutasterid” içeren ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçların etkileri daha uzun sürede başlamaktadır ve en yüksek etkiyi sağlayabilmek için en az 3-6 ay kullanım gerekir. Prostatı nispeten daha büyük olan hastalarda etki daha belirgindir.
Bitkisel Kaynaklı İlaçlar
Bir ya da birden çok bitkinin kök, çekirdek veya diğer kısımlarından elde edilen karışımlardır. Tedavi edici güçleri ve etki mekanizmaları açısından bilimsel veriler yetersizdir. Bu gruptan en bilinen örnekler olarak Serenoa repens (Saw Palmetto), Pygeum africanum ve Hypoxis rooperi sayılabilir.
3
Girişimsel Tedaviler

İlaç tedavisi dışında hastalara uygulanan, zorluğu ve ağırlığı geniş bir dağılım gösteren değişik girişimlerdir.
Hafif Girişimler
Yakınmaları fazla olmayan veya yüksek ameliyat riski taşıyan düşkün, kanama riski fazla olanlarda tercih edilebilecek yöntemlerdir. Prostatik stentler Spiral boru şeklinde, idrar kanalını açık tutmak amacıyla prostat kesimine yerleştirilen gereçlerdir. Anestezi gerektirmezler ancak özellikle uzun süreli kullanımda sık sorun çıkarmaları en önemli dezavantajdır. Kateterizasyon ya da sonda uygulaması yine ciddi tıbbi sorunları nedeniyle diğer tedaviler uygulanamayan, kısa yaşam beklentisi olan hastalarda idrar tıkanıklığını gidermenin bir yolu olabilir. Sonda mesanede sürekli kalabilir veya 6-8 saatte bir aralıklı olarak takılıp çıkartılabilir.
Cerrahi Yöntemler
İlaç tedavileri yetersiz kaldığında, tıkayıcı prostat dokusunun çıkartılması diğer bir ifade ile cerrahi tedaviler gündeme gelecektir. Ayrıca, böbrek işlevlerinde bozulma meydana gelmesi, tekrarlayıcı idrar yolu enfeksiyonları, hiç işeyememe, idrar kesesinde taş, ciddi ve tekrarlayıcı kanamalar olması durumlarında cerrahi tedavi zorunlu hale gelir. Cerrahi dışı yöntemlerle karşılaştırıldığında idrar yakınmalarında düzelme şansı daha fazladır. Ancak, cerrahi tedavilerin risk ve istenmeyen durumlara yol açma olasılığı daha yüksektir. Selim prostat büyümesi için uygulanan tedaviler diğer yöntemlerde olduğu gibi prostat kanserini tedavi etmez ve daha sonraki kanser gelişimi riskini azaltmaz. Cerrahi tedaviler kapalı veya açık olarak uygulanabilmektedir.
Açık prostat ameliyatı büyük prostatı olan hastaların tedavisinde etkinliği en yüksek olan tedavi şeklidir. Buna karşın komplikasyonları da daha fazladır. Ayrıca, BPH ile birlikte büyük bir mesane taşı varlığında veya kapalı ameliyatlar için pozisyon vermeyi engelleyebilecek ortopedik sorunlar bulunduğunda yine açık ameliyat tercih edilebilir. Açık operasyonda karnın alt bölgesinden kesi yapılarak prostat çıkartılır. Operasyon sonrasında hafif-orta şiddette ağrı olabilir. İdrar sondası çoğunlukla 5-7 günde çekilir ve bu süre içinde hastanede kalınması gerekmektedir. Gerek hastaların doktora daha erken başvurması ve erken dönemde tanı konması ve gerekse endoskopik yöntemlerin çok büyük gelişmeler göstermesi cerrahi tedavilerin büyük çoğunluğunun kapalı girişimler şekline dönmesini sağlamıştır. Kapalı ameliyatlar, idrar yolundan içeriye girilip kamera görüntüsü yoluyla doğrudan gözlem altında özel aletler kullanılarak uygulanan girişimlerdir.
Kapalı Prostat Ameliyatları - Standart kapalı prostat ameliyatları Transüretral Prostat İnsizyonu (TUIP) ve Transüretral Prostat Rezeksiyonu (TURP) olarak bilinmektedir. Ayrıca, Transüretral Prostat Buharlaştırma (TUVP) işlemi de uygulanabilir.
TUIP, prostat hacmi küçük fakat ciddi idrar tıkanıklığı yakınması olan hastalarda tercih edilmektedir. TUIP’te prostat dokusu kesilerek çıkartılmaz, bunun yerine mesane boynuna ve prostat içine bir veya iki adet küçük çizik yapılarak idrar kanalı genişletilir.
TURP, BPH tedavisinde en yaygın olarak kullanılan cerrahi yöntemdir. Bütün kapalı ameliyatlarda olduğu gibi idrar kanalından içeriye girilerek büyümüş prostat dokusu küçük parçalar halinde kesilip çıkartılır. Açık ameliyat kesisi olmadığından idrar sondasının çıkarılması ve hastanede kalma süresi birkaç günle sınırlıdır.
TUVP, idrar yolundan içeriye girildikten sonra TURP işleminde olduğu gibi dokuların kesilerek çıkartılması değil elektrik enerjisi kullanılarak buharlaştırılması ile uygulanan yöntemdir. Kanama ve vücutta sıvı birikimi riski azdır.
Bütün tedavilerin amacı hastalığa bağlı yakınmaları azaltmak veya yok etmek ve hastalıktan kaynaklanabilecek başka bedensel zararları önlemektir. İdrar yakınmaları, hastaların TURP ile yaklaşık %90’ında, açık ameliyat ile ise %95’inde önemli ölçüde düzelme göstermektedir. Cerrahiden sonra erken ve geç dönemde bazı geçici veya kalıcı sorunlar olabilmektedir. TURP sonrası erken dönemde kanama ve enfeksiyon; açık operasyon sonrasında buna ek olarak yara iyileşmesinde sorunlar görülebilir. Geç dönemde ise ejakülasyon sıvısının (meni) mesane içine geri kaçması, ender olarak idrar kanalında darlık veya penis sertleşmesinde (ereksiyon) zayıflama gözlenebilir.
Lazer Ameliyatları - Büyümüş prostat dokusunun cerrahi olarak tedavi edilmesinde kullanılan enerjilerden bir tanesi de lazer enerjisidir. Lazer kullanılarak yapılan ameliyatlar kapalı, diğer bir ifade ile endoskopik, prostat ameliyatlarına çok benzer yöntemler ve aletler kullanılarak uygulanmaktadır. Yöntem tanımları kullanılan lazer enerjisi türüne göre farklılık göstermektedir. İki teknik diğerlerine göre daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunlar, Holmium lazerle prostat ameliyatları (HoLAP ve HoLEP) ve yeşil ışık (greenlight) olarak bilinen fotoselektif prostat buharlaştırmasıdır (PVP).
HoLAP ve HoLEP, Holmium lazer enerjisi kullanılarak prostatın buharlaştırılması veya kesilerek dışarı alınması şeklinde uygulanan yöntemlerdir. Daha az kanamaya yol açması, iyileşme süresinin kısa olması ve büyük prostatlara da uygulanabilmesi (HoLEP) avantajlarıdır.
PVP, HoLAP tekniğinde olduğu gibi yüksek enerjili lazer ile prostatın buharlaştırılması esasına dayanmaktadır. Kanama riskinin azlığı ve kısa hastanede kalış süresi en önemli avantajları olarak ileri sürülmektedir.
Patolojik inceleme için prostat dokusu alınamaması, uzun dönem sonuçlarının henüz ortaya çıkmamış olması ve erken uzun dönem sonuçlarında bazı yayınlarda %50'lere ulaşan tekrar ameliyat olma riski bu yöntemin dezavantajları olarak görülmektedir.
Son yıllarda bipolar plazmakinetik teknolojisi kullanılarak radyofrekans enerjisi ile prostatın transüretral plazmavaporizasyonu (TUVAP) minimal invaziv tedavi seçenekleri arasında oldukça ümit verici bir yöntem olarak gösterilmektedir.
BPH tedavisinde Plasma Kinetik Doku Tedavi Sistemi (Gyrus Medikal Ltd, Bucks, UK) kullanarak BPH’DE TUVAP VE TURP hastalarda TURP kadar etkilidir. TUVAP'ta ameliyat süresinin ve sondalı kalma süresinin kısa olması istenmeyen yan etki riskini azaltmaktadır.
PROSTAT AMELİYATI BİLGİLENDİRME
İşleme ait riskler
· Ameliyat sırasında vücut dengesini bozabilecek düzeyde bir kanama olması durumunda işlem sırasında ya da sonrasında kan verilmesi gerekebilir.
· Ameliyat sırasında rektum (kalın barsak) yaralanması olabilir. Yaralanmanın onarımı için daha ileri cerrahi tekniklerin kullanılması gerekebilir. Barsak yaralanmasının tedavisi için daha büyük bir kesi ve daha uzun hastanede kalış süresi gerekebilir. Barsak cerrahisinin uygulandığı durumlarda gerekirse geçici veya kalıcı kolostomi (kalın barsağın cilde açılması) olasılığı vardır.
· Ameliyattan sonraki üç haftaya kadar prostat dokusunun çıkarıldığı bölgeden geç dönem kanamalar olabilir. Bu durum idrarda kan görülmesine, pıhtı gelmesine, idrar akışının engellenmesine ve idrar yaparken yanmaya neden olabilir.
· Ameliyat öncesi dönemde uzun süreli tam idrar yapamamaya bağlı mesane kaslarında güçsüzlük gelişebilir. Mesane kasının işlevlerini yeniden kazanabilmesi için üretral kateter (idrar sondası) çıkarıldıktan birkaç gün sonra yeniden takılabilinir.
· Ameliyat sonrası dönemde testislerde gelişecek enfeksiyona (iltihap) bağlı ateş, testislerde şişlik ve ağrı olabilir. Orşit veya orşiepididimit olarak isimlendirilen bu sorunun tedavisi dinlenme ve antibiyotiklerle yapılır.
· İdrar yolları ve/veya operasyon bölgesinde enfeksiyon gelişebilir. Tedavi için antibiyotiklerden yararlanılır.
· Ameliyat sonrası dönemde üretra (idrar kanalı) veya mesane boynunda darlık gelişebilir. Endoskopik (kapalı) ameliyat teknikleri kullanılarak darlığın tedavisi gerekir.
· Ameliyat sonrası dönemde cinsel ilişki sırasında ejakülat (meni) üretradan atılmak yerine mesaneye geçebilir. Bu sorun kısırlığa neden olabilir ve cinsel aktiviteyi engelleyebilir.
· Cerrahi sonrasında bazen uzun süreli olabilen bir miktar idrar kaçırma görülebilir. Bu durum idrar yollarındaki iltihaplanma, idrar yapılmasını kontrol eden mekanizmalardaki yaralanma ve diğer nörolojik (sinir sistemi ile ilişkili) sorunlardan kaynaklanabilir. Sorunun giderilmesi için ilaç tedavisi ve bazı özel durumlarda farklı cerrahi tekniklerinden yararlanılabilinir.
· Cerrahi sırasında damar ve sinir hasarına bağlı veya psikolojik kökenli hafif, orta dereceli ereksiyon sağlama güçlüğü (penis sertleşmesinde zorluk) gelişebilir. Bu sorunun tedavisi için ilaç ve/veya cerrahi yöntemlerden yararlanmak gerekebilir.
· Transüretral prostat rezeksiyonunun (kapalı prostat ameliyatı) cerrahi yan etkilerine bağlı ölüm riski 1/100 oranındadır.
· Şişman hastalarda ve sigara içenlerde yara enfeksiyonu, akciğer enfeksiyonu, kalp ve akciğer sorunları, tromboz (pıhtı oluşumu) açısından risk artar .
· Açık ameliyatta kesi yerinde fıtıklaşma riski olabilir.
Ameliyattan Sonra İyileşme
Ameliyattan sonra vücudunuz anestetik maddeden tamamen arınıncaya kadar görevli kişiler tarafından yakından takip edileceksiniz. Sonra eve gidinceye kadar kalacağınız üroloji servisine alınacaksınız. Başağrısı, bulantı, kusma gibi ağrı duymamanız için verilen ilaçlardan kaynaklanan yan etkiler olursa görevli kişilere bilgi vermelisiniz. Herhangi bir sorun yaşanmazsa hastanede kalış süreniz 1-8 gündür.
Ağrı
Ameliyat bölgesinde ağrınız olabilir. Ağrınız olduğunda görevli kişilere bilgi vermelisiniz. Ağrınız 7-10 gün içerisinde ilaç gerektirmeyecek düzeye gerileyecektir. Aksi takdirde doktorunuza haber vermelisiniz.
Beslenme
Ameliyat sırasında ve hemen sonrasında kolunuzdaki damar yolundan verilecek bir serum ile beslenecek ve sıvı alacaksınız. Kendinizi iyi hissettiğinizde ve yeterli derecede ağızdan sıvı, gıda aldığınızda serum verilmesi durdurulacaktır. Başlangıçta ufak yudumlarla su alabilirsiniz, normal gıda alımına başlayıncaya kadar yavaş yavaş sıvı tüketebilirsiniz.
Genel olarak cerrahiden 6-8 saat sonra sıvı alınabilinir. Ameliyattan sonrası 1-2 gün süreyle kendinizi hasta hissetmeniz olağandır.
Mesane ve idrar
Kateter (idrar sondası) olarak adlandırılan bir tüp ameliyat sırasında mesaneye yerleştirilir ve cerrahi sonrası doktorunuzun uygun göreceği bir süreyle yerinde bırakılır.
Kateter dolu mesane hissi yaratabileceği için mesanenin uyarılarak kasılmasına ve kateter etrafından idrar sızmasına yol açacak spazmlara neden olabilir. Genellikle kateter çıkarıldığında spazmlar yok olur.
Ameliyat sonrası 24-48 saat süreyle idrarın rengi kanlı olabilir. Kateteri tıkayabilecek doku parçacıklarını ve kan pıhtılarını uzaklaştırmak amacıyla mesane içerisinin yıkanması için katetere irigasyon (yıkama) bağlanabilir.
Kateter çıkarıldığında idrar az miktarda uyarıyla gelebilir ve bir miktar kaçırma olabilir.
Bu aşamada idrarı tutmaksızın, ihtiyaç duyduğunuzda yapmalısınız. Pekçok hasta hastaneden çıkarken idrar kontrolünü geri kazanır. Bazı erkeklerde sık idrar yapma ve idrar sızdırma görülebilir. Bu durum genellikle ameliyattan birkaç ay sonra geçer ama az sayıda erkek için bu uzun süreli bir problem haline gelebilir. Kateter çıkarıldığında idrar yapma güçlüğü olan erkeklerde tüp birkaç günden bir haftaya kadar süreyle tekrar yerleştirilebilinir.
Problem yaşamaya devam eden az sayıda hastaya rağmen bu sorun genellikle düzelir.
Düzelmezse, mesane kası kendi gücünü kazanıncaya kadar boşaltmak için mesanelerine nasıl tüp yerleştirecekleri bu hastalara öğretilebilinir. Bu evde yapılabilir ve birkaç hafta sürebilir.
Barsaklar
Ameliyattan sonraki erken dönemde barsaklarınızı boşaltmakta güçlük çekebilirsiniz ve barsak hareketlerini düzenlemek için ilaçlar gerekebilir. Gerilme kanamaya yol açabileceğinden barsak hareketlerini düzenli ve yumuşak tutmak önemlidir.
Cinsel Aktivite
Prostatektomi ameliyatı sonrasında, cinsel ilişki sırasında boşalmayla beraber penisten ejakulat (meni, semen) hemen gelmeyebilir. Ameliyat geçiren hastalarda dokudaki değişim nedeniyle ejakulat mesaneye geçer ve cinsel ilişki sonrasındaki ilk idrarla birlikte dışarı atılır. Bir miktar semenin cinsel ilişki sırasında dışa sızabilmesi mümkün olduğundan, çocuk sahibi olabilecek bir eşle ilişkide kontrasepsiyon (doğum kontrol) yöntemleri kullanılması önerilir. Birçok kişi ise hiç meni gelmemesi nedeniyle normal bir cinsel ilişkiyle çocuk sahibi olamaz. Cerrahi öncesi normal orgazm ve ereksiyon güçlüğü yaşamayan pek çok erkek, cerrahi sonrası aynı düzeyde cinsel yaşamını sürdürebilir. Cerrahi sonrası altı hafta boyunca cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır.
Akciğerler ve Kan Dolaşımı
Cerrahi sonrası mümkün olduğunca erken sürede harekete başlamalısınız. Böylece bacaklarınızda kan pıhtılarının oluşmasını ve pıhtıların akciğerlerinize gitmesini önleyebilirsiniz. Ayrıca derin nefes egzersizleri yapmanız, her saat başı on defa derin nefes almanız, akciğerlerdeki salgıları harekete geçirerek akciğer enfeksiyonu gelişimini engeller.
Cerrahiden sonra akciğer enfeksiyonu riskini arttıracağından sigara içmekten kaçınmanız yararlı olacaktır.
Egzersiz
Kişilerin ameliyat öncesi yaşamlarına dönebilmeleri genellikle 8 haftalık bir zamanı alır. Ameliyattan sonra dört hafta boyunca araba kullanmaktan kaçınmalı, en az 8 hafta boyunca ağırlık kaldırmamalısınız.
Aşağıdaki durumlarda doktorunuza haber veriniz:
· Penisten çok miktarda kanlı akıntı
· İdrarda kan ve pıhtı gelmesi
· Açık ameliyat olan hastalarda yara yerinden idrar gelmesi
· Ateş ve titreme
· Testislerde ağrı ve şişme
· İdrar yapma güçlüğü ve/veya idrar yapamama
· Ağrı kesicilerle geçirilemeyen ağrı
· Karın şişliği
Kaynak: Üroonkoloji Derneği Web Sitesi