Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH)

1aCYBH bir kişiden diğerine vajina, ağız ve makat yoluyla cinsel ilişki sırasında bulaşan hastalıktır. Bazıları, zührevi hastalıklar da denilen bu hastalıkların frengi ve bel soğukluğundan ibaret olduğu sanılır. CYBH, cinsel organlardaki basit bir iltihaptan, kısırlığa ve diğer birçok ciddi hastalığa kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda belirtiler ne zaman ortaya çıkar?
Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda bazen belirti yoktur ya da kişiyi rahatsız etmeyecek kadar hafif belirtileri olabilir. Özellikle kadınlarda bazen hiç belirti görülmez. Ancak, tedavi edilmediği sürece, belirtisiz enfeksiyonu olanlar, bilmeden hastalığı başkalarına bulaştırırlar.
Cinsel temastan sonra hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için geçen süre (kuluçka süresi) hastalıktan hastalığa farklıdır. Bu süre günler (bel soğukluğu), haftalar (klamidyoz, hepatit B), aylar (frengi) ya da yıllar (AIDS) olabilir.

Kişi Kendisinde CYBH olduğunu bilebilir mi?
Bu enfeksiyonlardan bazılarının gözle görülür belirtileri olmaz, bu nedenle hastalık sahibi bunu fark edemez. Örneğin klamidya çok yaygın bir CYBH dır ve özellikle 15-24 yaşlar arasında etkindir. Erkek - kadın herkesi etkilediği halde kadınlarda gözle görülür belirtileri olmayabilir. Klamidya tedavi edilmezse Pelvis İltihabına bu da kısırlığa neden olabilir.

Aşağıda sıralanan belirtiler bazen CYBH da görülebilir:
•vajina veya penisten normalin dışında bir akıntı gelmesi
•idrar yaparken yanma veya sancı duymak veya idrarda iltihap olması
•deride yara - bere, kabarcık, siğil veya çatlak bulunması
•cinsel organlar üzerinde isilik gibi kırmızı lekeler bulunması
•karnın alt kısmında sancı veya cinsel ilişki sırasında sancı duyulması
•Avuç içlerinde ve ayak tabanlarında kaşıntısız bir kabartı olması.
CYBH olup olmadığı en iyi test yapılarak anlaşılır.
Başkalarında da aynı nedenlerden dolayı CYBH olup olmadığını bilemeyiz.
Aşağıdaki belirtilerde CYBH olasılığı söz konusu olabilir ve kısa zamanda doktora başvurulmalıdır:

Erkekler için:
•penis ucundan akıntı
•genital bölgede siğil, ülser tipi lezyonlar
•idrar yaparken yanma
•şüpheli biriyle ilişkiye girmiş olmak 

Kadınlar için:
•kasık ağrısı ve beraberinde akıntı
•tek başına akıntı
•idrar yaparken yanma
•genital bölgede siğil,• ülser tipi lezyonlar
•şüpheli biriyle ilişkiye girmiş olmak 

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar, cinsel ilişki ile hasta veya mikrobu taşıyan kişiden sağlıklı kişiye bulaşır. Kendinizin, eşinizin ve ailenizin sağlığını korumak için bu hastalıklardan korunmalısınız.
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların çoğu tedavi edilebilir. Tedavi edilmediklerinde ise kısırlıktan ölüme kadar pek çok şeye neden olabilirler. Anne karnındaki bebekler ya da yeni doğmuş çocuklar için tehlike oluştururlar.

Bulaşma yolları 
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklarda en sık görülen bulaşma yolu korunmadan cinsel ilişkidir. Cinsel ilişkide bulunulan kişi sayısı arttıkça hastalık alma tehlikesi artar. Birden fazla kişiyle cinsel ilişkide bulunmak, başka eşleri de olan kişilerle cinsel ilişkide bulunmak tehlikelidir.
Kondom(kılıf) kullanmadan cinsel ilişki ile bulaşma olur. Erkekte meni, kadında vajina(hazne) sıvısı mikrobu taşır.
Cinsel ilişki sırasında meninin; hazne, makat veya ağız ile teması bulaşmaya neden olur. Aynı şekilde hazne sıvısının penis(kamış) ya da ağızla teması bulaşmaya neden olabilir.
Meni veya meniden önce akan saydam sıvı ağızla temas ettiğinde cinsel yolla bulaşan hastalıklar bulaşabilir.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar tüm diğer bulaşıcı hastalıklar gibi bildirimi zorunlu hastalıklar grubunda yer alırlar.

1Aşağıda anlatılacak hastalıkların çoğu için cinsel ilişki dışında da çeşitli bulaşma yolları mevcuttur. Bu yüzden bu hastalıklardan birine yakalanan kişinin partnerini, ya da partnerin hastalığa yakalanan kişiyi sadakatsizlikle itham etmesi haksızlık olabilir. Dahası CYBH'larda görülen belirtiler başka hastalıklarda da görülebilir ve yalnızca belirtilere dayanarak, tanı konmadan karşı tarafı suçlamak anlamsızdır.
Cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan kişinin hastalığın var olduğu zaman dilimi içinde ilişkide bulunduğu kişilere durumu bildirmesi ve bu kişilerin de kontrolden geçmeleri için uyarıda bulunması; tedavi bitene kadar, doktorun belirlediği süre içerisinde hiçbir cinsel aktivitede bulunmaması ya da doktorun izniyle prezervatif koruyuculuğu altında ilişkide bulunması partner(ler)ine ve topluma karşı en önemli sorumluluğudur. 

Cinsel ilişkide kondom kullanınız.
Cinsel eş sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını unutmayınız.
Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini unutmayınız.
Alkol ve uyuşturucunun doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabileceğini belleğinizden çıkarmayınız.
Size nakledilecek kanda gerekli testlerin yapılıp yapılmadığını sorunuz.
Başkalarının kullandığı şırınga ve iğneyi kullanmayınız. Bir defa kullanılıp atılan şırınga ve iğne kullanılmasını isteyiniz.
Hamile kadınsanız, doğum öncesi dönemde düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırınız.
Cinsel ilişkide bulunan eşler ne zaman kondom kullanmaktan vazgeçebilirler?
Her ikisi de hasta olmadıklarından emin olduklarında vazgeçebilirler. Ama emin olmak için test yaptırmalı ve birbirleri dışında başka kimselerle cinsel ilişkide bulunmamalıdırlar.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kan yolu ile de bulaşabilir mi?
HIV (AIDS virüsü), hepatit B virüsü ve frengi mikrobu kanda da bulunduğundan cinsel ilişki dışında kan yolu ile de bulaşabilen hastalıklardır. Bulaşmada kontrolsüz kan nakli, steril (mikroplardan arındırılmış) olmayan şırınga ve iğneler, kesici ve delici aletler de rol oynar. Damar içi uyuşturucu bağımlılarının kullandıkları şırınga ve iğneler ile bu hastalıkların bulaşma riski vardır.
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların hangileri anneden bebeğine bulaşabilir?
HIV enfeksiyonu, hepatit B, sifiliz (frengi), gonore (bel soğukluğu), herpes ve klamidyoz adı verilen hastalıklar gebelik süresince veya doğum sırasında anneden bebeğine bulaşabilir.
Vajinayı su veya antiseptik sıkarak temizlemek CYBH ı önler mi?
Bu tür bir uygulamanın hastalıkları önlemek açısından faydalı olduğunu düşünenler olmakla birlikte, bu tür bir temizlik vajinada normalde bulunan bakterileri de öldüreceğinden sağlık açısından zararlıdır.
Gebe kadınlarda CYBH testi yapılabilir mi?
Yapılabilir ve kendisinde CYBH olduğundan şüphelenen kadınlar gebe kalma durumlarında mutlaka test yaptırmalıdır, çünkü bazı CYBH lar bebeğinize çok ciddi zararlar verebilir.
Hangi hastalıklar cinsel ilişki yoluyla bulaşabilir?
En sık rastlanılanları:

  • HIV enfeksiyonu (AIDS)
  • Hepatit B
  • Bel soğukluğu (Gonore)
  • Frengi
  • Klamidyoz
  • Kandidiyazis
  • Trikomoniyazis
  • Yumuşak şankır
  • Granuloma inguinale
  • Genital herpes
  • Lenfogranuloma venerium
  • Uyuz

HIV (AIDS):

2AIDS, HIV virüsünün bulaşması ile oluşan ciddi ilerleyici bağışıklık sistemi hasarının sonucunda enfeksiyonlar, tümörler ve başka hayatı tehdit edici durumlar ile kendisini gösteren hastalık tablosunun ismidir. Tedavi edilmezse HIV virüsünün bulaşması ile AIDS hastalığı tablosunun ortaya çıkışı arasında 8 ila 12 yıl geçer. AIDS tablosu geliştikten sonra tedavisiz bırakılmış hastalık genellikle 2 sene içinde ölüme neden olur. Günümüzde kullanılan antiretroviral ilaç tedavileri ile hastalık ilerlemesi oldukça geciktirilebilmekte ve ölüm oranları belirgin olarak düşürülebilmektedir. Ne yazık ki elimizdeki tedavi seçenekleri henüz tam iyileşmeyi sağlayamamaktadır. HIV virüsü insanlara korunmasız cinsel ilişki, kan ile temas ve anneden çocuğa direkt geçiş ile bulaşmaktadır. HIV bulaşması ile hastalık gelişmesi arasındaki uzun dönem bu kişilerin uzun süre hastalığı başka insanlara da bulaştırmalarına ve ciddi bir toplumsal sağlık problemine yol açmaktadır. Özellikle bulaşma yolları hakkında bilgisizlik ve kısmen vurdumduymazlık hastalığın yayılmasında en önemli etkenlerdir. 

Tarama ve bilgilendirme HIV yayılmasını engellemede en önemli basamakları oluşturmaktadır. Uluslararası çalışma gruplarının önerileri doğrultusunda isteyen her hastaya ve bunun yanında herhangi bir başka cinsel yolla bulaşan hastalık nedeniyle tedavi gören her hastada tarama yapılmalıdır. Bunun yanında HIV bulaşma riski olan grupta ne sıklıkla olacağı belirtilmese de düzenli kontrol yapılması önerilmektedir.

HIV bulaşma açısından riskli insanlar: 
» 1975 yılından sonra erkek ile cinsel ilişkiye girmiş olan erkekler 
» Çok eşliler, biseksüeller 
» Damardan uyuşturucu kullanırken enjektör paylaşanlar 
» Para veya uyuşturucu karşılığında seks yapanlar 
» 1978 ile 1985 yılları arasında kan nakli yapılmış hastalar
olarak sıralanabilir. 

3HIV tanısı için gerekli testler geçmişte bulaşmadan ancak uzun bir süre sonra uygulanabiliyordu. Günümüzde testlerdeki gelişme ile erken dönemde, hastanın enfekte olmasını takiben neredeyse 6. günden itibaren, pro-viral DNA testi kullanılarak bulaşmanın olup olmadığı tespit edilebilmektedir. Yine de daha kesin sonuçlar yaklaşık 12. günden itibaren bakılan ve akut enfeksiyonda %100 duyarlılığa sahip olan HIV RNA testi ile alınabilmektedir. İnsan vücudunda virüse karşı üretilen antikorların 21. günden itibaren oluşması ve antikor oluşma hızının kişiye ve virüs yüküne bağlı olması nedeniyle erken dönemde antikor tespitine yönelik testlerin klinik önemi yoktur. Antikor bağımlı ELISA testinin sonuçları bulaşma olan hastaların hemen hepsinde 6 haftanın sonunda pozitifleşmektedir. Bu nedenle genel eğilim antikor bağımlı testlerin 3. ve 6. ayların sonunda yapılarak hastaya en kesin sonuçların sunulmasıdır.

HIV virüsü bulaşması, bulaştırıcının ne kadar virüs taşıdığına bağlı olmasının yanında cinsel ilişkinin şekli ile de yakından ilişkilidir. Kadın rolü için anal seks, vajinal seksten 5, oral seksten ise 50 kat daha fazla bulaşma riski içerir. Erkek rolü için de benzer bir şekilde anal seks, vajinal seksten 1,3 kat, oral seksten ise 13 kat daha fazla bulaşma riski içerir. Genel olarak kadın rolünde bulaşma riski erkek rolünden 2 ila 10 kat daha fazladır.

HIV bulaşma riski bariyer korunma yöntemleri (prezervatif) ile %80 oranında azaltılabilir.

Cinsel eşin HIV (+) olması veya HIV açısından ciddi risk taşıması halinde cinsel ilişkiyi takiben 48-72 saat içinde profilaktik tedavi başlanılması bulaşmadan koruyabilir.

Tablo 1: HIV virüsü içeren kan nakli ile bulaşma riski 100 kabul edildiğinde çeşitli cinsel ilişki şekilleri ile görece riskler

 Maruz kalma yolu  En yüksek risk 100 kabul edildiğinde görece risk 
 HIV virüsü içeren kan nakli  84-100 
 Ortak şırınga kullanarak damar içi uyuşturucu kullanımı  0,8
 Anal sekste reseptif partner (Kadın rolü)  0,3-0,8
Anal sekste insertif partner (Erkek rolü)  0,04-0,1 
Vajinal sekste reseptif partner (Kadın)  0,03-0,09 
Vajinal sekste insertif partner (Erkek)  0,005-0,02
Oral sekste reseptif partner (Kadın rolü)  0,006-0,02 
Oral sekste insertif partner (Erkek rolü)  0,003-0,008 

HEPATİT B ("B TİPİ SARILIK"):
Bu hastalık da cinsel yolla ve aile içi yakın temasla bulaşabilen bir virüs hastalığıdır. Bir aile bireyinde enfeksiyon ya da taşıyıcılık saptandığında, başta eş olmak üzere diğer aile bireyleri de risk altındadır ve gerekli tetkikler yapıldıktan sonra aşılanmalıdır. Günümüzde bebeklere ve diğer duyarlı bireylere rutin olarak Hepatit B aşısı uygulanmaktadır. Çok yakın bir gelecekte bu uygulamalarla dünya üzerinden Hepatit B hastalığının aynen çiçek hastalığı gibi tümüyle kalkacağını varsayabiliriz.
VAJİNİTLER:
4Kadında oluşan vajinit kendini kötü kokulu, kirli renkte, köpüklü, bazen peynir kesiği şeklinde olabilen akıntıyla birlikte, kaşıntı, idrar yaparken yanma, ilişkiden sonra kanama şeklinde belli eder. Vajinitlerin tek oluşma yolu cinsel ilişkiyle bulaşma değildir. Mantarlara bağlı vajinitler gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, kontrolsüz kalmış şeker hastalığı gibi etkenlere bağlı olarak oluşabilirler. Trikomonaslara bağlı vajinitler de yine hijyenik olmayan koşullardan (umumi tuvaletler, havuzlar, ortak iç çamaşırı kullanımı) bulaşabilir.
HSV (Genital Uçuk Hastalığı):
HSV (Herpes Simplex Virüsü) en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Hastaların büyük bölümünde belirti vermeden bulunabilmesi yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Genellikle bulaşmadan ortalama 4 gün sonra ortaya halk arasında 'uçuk' olarak bilinen ve bu hastalık için tipik olan ağrılı, ufak, su veya cerahat dolu kesecikler ortaya çıkar. Bir süre sonra kendiliğinden iyileşen yaralar özellikle ilk sene içinde daha yoğun ve takip eden yıllarda azalan sıklıkta nüks etme (tekrarlama) eğilimindedir.
HSV virüsü vajinal ilişkinin yanında oral ve anal ilişkilerle de bulaşmaktadır. Genital bölgenin 'uçuğuna' neden olan virüs farklı olsa da (HSV tip 2), ağız bölgesinin uçuğu da (HSV tip 1) genital bölgeye bulaşabilir (özellikle oral seks ile) ve benzer hastalık tablosuna neden olabilir.
HSV hastalığının mutlaka iyileşme sağlayan bir tedavisi yoktur ve tedavinin temel amacı nüks sıklığının azaltılmasıdır. Bu nedenle belirgin bir korunma yöntemi tarif etmek mümkün değildir.

Genel olarak yayılmayı engelleyecek korunma yöntemleri 5 ana başlık altında toplanabilir:
YENİ BİR CİNSEL EŞE AÇIKLIKLA HSV VİRÜSÜ TAŞIDIĞININ BELİRTİLMESİ:
İlk başta oldukça zor görünse de HSV virüsü taşıyan kişilerin bir sonraki eşleri ile beraber olmadan önce onlara virüs taşıyıcısı oldukların belirtmeleri bu kişilerin seçme özgürlüklerini korumaları ve eğer beraberlik yine de isteniyorsa bulaşmayı azaltacak cinsel birleşme yöntemlerinin seçilmesini sağlayacaktır.
BULAŞTIRICI AKTİF YARALARIN OLDUĞU DÖNEMDE CİNSEL İLİŞKİDEN KAÇINMAK:
Eğitimli hastalar bir nüksün belirtisi olabilecek kaşıntı, yanma gibi belirtiler halinde, cinsel ilişkiden (vajinal olan veya olmayan) kaçınarak cinsel eşine HSV bulaşmasını engelleyebilecektir.
DOĞRU VE DÜZENLİ BARİYER KORUNMA YÖNTEMLERİNİN (PREZERVATİF) KULLANILMASI:
Erkekte prezervatif kullanımı özellikle ilk 6-12 aylık dönemde belirgin koruyuculuk sağlar.
BENZER HSV STATÜSÜNE SAHİP EŞ SEÇİLMESİ
KRONİK SUPRESSİF TEDAVİ:
Düzenli ve sürekli antiviral ilaç tedavisi kullanılması HSV bulaşıcılığını %70 oranında azaltır.
Tanıda en sık olarak virüs tipine özel serolojik antikor testleri kullanılır. Bu testler hızlı ve ucuz olmalarının yanında yüksek güvenilirliğe sahiptirler. Yine de tanıda altın standart virüs kültürüdür. Son dönemde tanıda PCR yöntemi kullanımı yaygınlaşmaktadır ve bu yeni teknoloji viral kültürden 1,5 ila 4 kat daha duyarlı olması ile yeni altın standart olma yolunda ilerlemektedir.
Tedavide HSV virüsünü vücuttan tamamen temizlemek mümkün olmadığından amaç nükslerin ve bulaştırıcılığın en aza indirgenmesidir.

HPV (Genital Siğil Hastalığı):
5HPV virüsü genital siğillere yol açar. Cilt teması ile bulaşan bu virüsün 100'den fazla alt grubu vardır ve bunların en az 30 kadarı genital bölgeyi enfekte etmektedir. En sık görülen tipleri 6 ve 11 olmasına rağmen bunlar sağlık açısından ciddi bir risk oluşturmazlar. Bunun yanında 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, ve 51 tipleri ile enfeksiyonun kadınlarda mesane boynu kanserine ve erkeklerde de skuamöz intraepiteliyal neoplazilare yol açabileceği gösterilmiştir. Tanı özel bir durum olmadıkça klinik muayene ile konulur. Özellkle idrar deliğinin çok yakınında lezyon varlığı idrar kanalında da bir lezyon olabileceği ihtimalini doğurur ve bu vakalarda sistoskopi denilen özel bir yöntem ile ameliyathane şartlarında idrar kanalının içini kontrolü gerekir. Eşlerinde HPV enfeksiyonu saptanmış ama görünür lezyonu olmayan hastalarda %3'lük asetik asit ile subklinik enfeksiyon kontrolü gerekir. Genelde genital temas ile bulaşan HPV oral ilişkilerde ağız çevresine de bulaşabilmektedir.
HPV enfeksiyonunda prezervatif kullanımının koruyuculuğu sınırlıdır çünkü prezervatif dışında kalan çıplak ciltten de kolayca bulaşma olabilmektedir.
Tedavisi ciltte tespit edilen siğillerin temizlenmesidir. En sık kullanılan yöntem tekrarlayıcı elektro veya lazer cerrahidir.
Son dönemde HPV enfeksiyonlarına karşı koruyucu aşılanma gündeme gelmiştir. HPV virüsünün en sık karşılaşılan 4 tipi olan Tip 6, 11, 16, 18'e karşı geliştirilen bu aşı ile bulaşmanın olmadığı genç kadınların (9-26 yaş) korunması amaçlanmaktadır. Henüz denenme yıllarında olan bu aşının ilk 7 yıllık karnesi oldukça iyidir. Aşı basit lokal yan etkiler dışında ciddi yan etki göstermeksizin koruma sağlamaktadır.
Erkeklerin HPV'ye karşı aşılanmaları halen tartışmalı bir konudur ve bu konuda kadınlarda olduğu gibi genel bir tavsiyede bulunmak yerine her kişiyi ayrı olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

SİFİLİS (FRENGİ):
6Sifilis veya halk arasındaki adı ile frengi, Treponema Pallidum isimli bir spiroketin yol açtığı enfeksiyondur. Bulaşma temelde oral veya anal cinsel ilişki ile olmasına rağmen oral seks ile de bulaşma bildirilmiştir. Bulaşma sonrası hastalığın belirtilerinin çıkması için gerekli süre 10 ile 90 gün arasındadır. Ağrısız sifilis (frengi) ülseri tipik olarak tektir ve bulaşmayı takiben ortalama 3 hafta sonra ortaya çıkar ve 4 ila 6 hafta arasında kalır. Hem ağrısız olması hem de kendiliğinden iyileşmesi nedeniyle sifilisin (frenginin) ilk evresi genellikle fark edilmeyebilir ve bu durum hastalığın bulaşıcılığını arttırmaktadır.
Sifilisin (Frenginin) ikinci evresi ilk evreden yaklaşık olarak 4 ila 10 hafta sonra ortaya çıkar ve semptomlar bu sefer 24 aya kadar uzayabilir. Bu evrenin karakteristik bulgusu gövde ve kollarda olan kızarık lekelerdir. Bu dönemde karaciğer ve böbrek tutulumu da görülebilmektedir.
Tedavisiz kalması halinde sifilis (Frengi) üçüncü evresine ilerler ve bu evrede kalp, damar, iskelet, merkezi sinir sistemi ve cilt tutulumu görülebilir.
7Tanı yaralardan alınan örneğin karanlık alan mikroskobunda incelenmesi veya antikor tespitine yönelik serolojik kan testleri ile konulmaktadır. Tarama testi için Treponemal olmayan serolojik testlerden RPR (Rapid Plasma Reagin) veya VDRL (Veneral Disease Research Laboratory) kullanılmaktadır. Hastalık bulaştıktan sonraki ilk 5-7 günde henüz vücutta antikor ulaşmadığından bu testler bu ilk günlerde kullanılamaz. Yine bu testlerin duyarlılıkları (hastalığı yakalama oranları) vücutta olan antikor miktarına bağlı olduğundan, duyarlılıkları hastalığın evresine göre değişmektedir. İlk evrede bu testlerin duyarlılıkları yaklaşık %80-85 iken ikinci evrede %100 ve üçüncü evrede ise %95'in üzerindedir. Bu testler %1-2 oranında yanılma payına (hasta sonucu vermesine rağmen hastalığın olmaması) sahip olduklarından, hastalık olduğuna dair sonuçların mutlaka TP-PA (T.Pallidum particle agglutination) veya FTA-ABS (fluorescent treponemal antibody absorbed) gibi treponemal serolojik testler ile doğrulanması gerekir.
Klinik kullanımı daha standart hale getirilememiş olsa da treponemal antikorlara yönelik ELISA kullanımı yaygınlık kazanmaktadır.
Uzun süren sessiz ve bulaştırıcı dönemi nedeniyle 'çapkınlar', homoseksüeller, para veya uyuşturucu karşılığı seks yapanlar gibi riskli cinsel ilişkide bulunan kişilerin düzenli olarak tarama testinden geçmeleri önerilmektedir.

ÜRETRİT:
Uretra, yani idrar boşaltım sisteminin mesaneden sonraki kısmı, CYBH'nin erkeklerde en sık belirti verdiği organdır. Uretrit adı verilen bu tabloda idrar yapma dışındaki zamanlarda akıntı olur. Bu akıntının da en sık nedeni gonore adı verilen bakteriye bağlı gelişen belsoğukluğudur. Gonore dışında klamidyalar ve diğer bazı bakteri türleri de uretrit nedeni olabilirler. Uretrit kadında da sık görülen bir hastalık olmasına karşın, sıklıkla genital sistemin diğer kısımlarında (serviks, fallop tüpleri gibi) oluşan enfeksiyonların seyrinde yer alır ve uretradan oluşan akıntı sıklıkla vajinal akıntıyla beraber olduğundan dikkat çekmeyebilir.
Bir kişide CYBH grubunda yeralan hastalıklardan biri saptandığında, diğer bir hastalığın da beraberce bulunma olasılığı önemli derecede artar. Bu yüzden bu kişilerin aynı gruptaki diğer hastalıklar yönünden de incelemelere tabi tutulması uygun olur.

BEL SOĞUKLUĞU:
8Klasik bel soğukluğunun (gonore) etkeni Neisseria Gonorrhoeae isimli bakteridir. Belirtileri, bulaşmadan yaklaşık 3 ila 14 gün sonra ortaya çıkar (kuluçka süresi). Erkeklerde genital alanın tamamını tutabilir ve kendini klasik akıntı ve idrar sıkıntıları ile belli eder. Kadınlarda ise çoğunlukla belirti vermemesi nedeniyle saklı kalır ve bulaşıcılığa yol açar.
N. gonorrhoeae yüksek bulaşıcılığa sahiptir. Korunmasız bir cinsel ilişki ile erkekten kadına %40, kadından erkeğe ise %10 ihtimalle bulaşır.
Tanısı, alınan örneğin gram boyama sonrası mikroskop altında incelenmesi ile konulur. N. Gonorrhea'nın kültürünün yapılması yüksek özgüllük ve aynı zamanda antibiyotik duyarlılık testlerinin yapılmasını sağlar. Son dönemde NAAT olarak adlandırılan spesifik DNA veya RNA sekanslarının amplifikasyonuna dayanan yöntem popülarize olmuştur fakat hastalığa özgüllüğü mükemmel olmadığından hastalık olmadığı halde hastalık olduğuna dair yanlış sonuç verebilir. Bunun yanında antibiyotik duyarlılığının da yapılamıyor olması NAAT testinin yakın gelecekte kültürün yerini alamayacağını düşündürmektedir. Yine de idrarda bakılacak kadar basit kullanımlı olması NAAT testinin çok uygun bir standart tarama testi olmasını sağlamaktadır.
Prezervatif kullanımı bel soğukluğuna (Gonoreye) mükemmele yakın korunma sağlar. Unutulmamalıdır ki N. Gonorrhoeae genital organlar dışında rektum ve ağızı da tutmaktadır.
Oral genital temas (oral seks) ile bulaşabildiği gösterilmiştir.
N. gonorrhoeae nin neden olduğu klasik bel soğuklukluğunun yanında birçok başka etken de gonorrhea (bel soğukluğu) benzeri bir tablo yaratabilir. Bu etkenler arasında en sık rastlananları Chlamydia Trachomatis, Trichomonas Vaginalis, Mycoplasma Genitalium ve Ureaplasma Urealyticum isimli bakterilerdir.
Bu klasik olmayan bel soğukluğu (Non-gonokoksik üretrit) etkenlerinden C. Trachomatis dünyada en sık görülen bakteriyel cinsel yolla bulaşan hastalık etkenidir.
Hastalığın bulaşmasından belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre 3 ila 14 gün arasında değişmektedir. Çok yaygın olmasının nedenlerinden biri bulaşma olan kişilerin büyük bir bölümünde hastalığın belirti vermemesidir. Hastalık erkeklerin %50'sinde kadınların ise %75'inde belirti vermemektedir. Belirti vermemesi hastalığın tamamen zararsız ve uykuda olduğu anlamına gelmez. Tedavisiz kalmış C. Trachomatis uzun dönemde kadın hastaların %40'ında çok sıkıntılı ve ağrılı bir tablo olan pelvik enflamatuar hastalığa yol açabilmektedir. Bu enflamasyon yumurta kanallarında darlığa ve üreme sorunlarına yol açabilmektedir. Bu nedenle kadınların seksüel aktif oldukları zamandan 25 yaşının sonuna kadar yıllık kontrollerden geçmeleri ve her cinsel eş değişikliğinde ek bir kontrolden daha geçmeleri önerilmektedir.
Gonorrhea'ya benzer şekilde chlamydia taraması da nükleik asit amplifikasyonuna dayanan NAAT testi ile yapılabilir fakat NAAT testi ile antibiotik duyarlılığı yapılamadığından enfekte hastalarda üretral örnekten kültür yapılması önerilir.
C. Trachomatis genital organların yanında boğaz ve dışkı kanalını (rektum) da tutabildiğinden vajinal olmayan cinsel ilişkilerle de bulaşabilmektedir.
C. Trachomatis tedavisini takiben 3 ay sonra test yapılarak enfeksiyonun geçtiği konfirme edilmelidir.
Bunun dışında olan Ureaplasma urealyticum, Mycoplasma hominis ve Mycoplasma genitalium klasik olmayan (non-gonokoksik) üretritlerin yaklaşık %40'ından sorumludur. Bu etkenlerin kommensal olarak hem erkek hem de kadın genitallerinde varlıklarının gösterilmesi nedeniyle sadece semptomatik hastalarda bu etkenlerin aranması ve tedavi edilmesi önerilmektedir.
Bu etkenlerin tespiti ancak bunlara yönelik özel kültür ortamları ile sağlanmaktadır. Bu etkenlerin tedavileri 10-14 gün sürmektedir ve bu dönemde cinsel ilişkiden kaçınılması veya bariyer korunma yöntemlerinden (prezervatif) yararlanılması gerekmektedir. Bu tür kültürü oldukça zor olan mikroorganizmalarda cinsel eşlerin kültür yapılmaksızın tedavisi önerilebilir.

TRICHOMONIASIS:
Trikomoniasis'te enfeksiyonun bulaşması ile ilk belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre (kuluçka süresi) 4 ila 28 gündür. İnsan bilinen tek kaynaktır ve hastalık dünyada her yıl 174 milyon yeni enfeksiyona neden olmaktadır. Bulaşan kadınların %50'si belirti vermediğinden bulaştırıcılığın önüne geçilmesi oldukça zordur. Korunmada yine bariyer korunma yöntemleri (prezervatif) tek ve en önemli araçtır. Tedavi sırasında en önemli unsurlardan biri eşte belirti olmasa da eşinde mutlaka tedavi edilmesi zorunluluğudur.
MOLLUSKUM KONTAGİOZUM:
Su siğilleri olarak da bilinen MK, bir deri hastalığına neden olan oldukça yaygın bir viral enfeksiyondur. Virüse maruz kalan bölgelerde, 2-8 hafta içinde küçük kabarcıklar ortaya çıkar. İnci şeklindeki kabarcıklar genellikle 1-5 milimetre büyüklüğündedir, bulaşıcı, beyaz sıvıyla doludur ve çoğunlukla toplu halde bulunurlar. MK, temas yoluyla bulaşabildiği gibi, enfeksiyonlu biriyle aynı havluyu, banyoyu ya da eşyayı paylaşmakla da bulaşabilmektedir. Seks sırasında bir kişiden diğerine geçtiği için MK, cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında sayılmaktadır. HIV pozitif birinde birden ve yaygın bir şekilde ortaya çıkan molluskum kontagiozum, bağışıklık sisteminin çok zayıf olduğunu ve derhal tıbbi yardım alınması gerektiğini gösterir.

SKABİ (UYUZ):
Skabi parazitik, uyuzböceği Sarcoptes scabiei'nin, deriyi aşırı derecede kaşıntılı ve bulaşıcı bir biçimde sarmasıdır. Uyuz böcekleri gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Dişi uyuzböcekleri derinin dış kısmına yerleşip yumurta bırakırlar. Aşırı derecede kaşıntılı kızarıklıklar, vücudun herhangi bir yerinde görülebilir ve özellikle geceleri ve banyodan çıktıktan sonra vücut daha sıcakken, bu kızarıklıklar şiddetlenebilir. Belirtiler enfeksiyonun kapılmasından 2-6 hafta sonra ortaya çıkmaktadır. Skabi de doğrudan cinsel yolla bulaşan bir hastalık sayılmasa da, tensel temas ve eşya ya da mekanların ortak kullanımıyla bulaştığı için bu kategoriye girmektedir. Bu yüzden sizin, partnerinizin ya da ev halkından birinin skabi enfeksiyonu kaptığınızı düşünüyorsanız, parazitleri öldürmek için eşyalarınızı 50 derecede yıkayın. Tedavi için eczaneden krem ve losyon temin edebilirsiniz. Herhangi bir belirti göstermeseler de, ortak alan ve eşya kullandığınız herkesin bu krem ya da losyonu kullanması tavsiye edilir.

PAMUKÇUK:
Candidiasis olarak da bilinen pamukçuk, mantarın Candida türünün neden olduğu bir enfeksiyondur. Candida çoğu insanın, hatta hiç cinsel ilişkiye girmemiş kişilerin derisinde ve genital bölgesinde de görülebilen bir enfeksiyon olduğu için, pamukçuk doğrudan cinsel yolla bulaşan bir hastalık sayılmaz. Candida genellikle bağışıklık sistemi tarafından bastırılır ve vücutta bulunan normal bir bakteridir, ancak bakterinin dengesini bozan ve Candidanın çoğalmasına neden olan birçok sebep vardır. Enfeksiyon kadınlarda daha sık görülmektedir. Belirtileri genital bölgede kızarıklık ve kaşıntı, beyazımsı akıntı, kadınlarda vajina ve vulvadaki kızarıklık, acı ve şişme, erkeklerde penisin başının şişmesidir. Pamukçuğa neden olabilecek durumların en sık görülenleri (kadınlar için), havasızlık Candida'yı şiddetlendirdiğinden çok dar naylon ya da likra kıyafetler giymek, vajinanın Ph dengesini bozan bazıantibiyotik ve doğum kontrol hapları, hamile kadınlarda hormonal bazı değişimler, tampon kullanımı, candida mantarı enfeksiyonuna sahip biriyle oral ya da cinsel temastır. Pamukçuğun tedavisi, clotrimazole bulunduran mantar önleyici kremlerle yapılır. Enfeksiyon tekrarlıyorsa, hasta hamile olmadığı sürece, ağız yoluyla fluconazole alınması gerekir. Kızarıklığı önlemek için, cinsel bölgenin suyla sık sık yıkanması ve bol giysiler giyilmesi tavsiye edilir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH), özellikle nüfusu kalabalık olan şehirlerde daha önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Çok çeşitli şehirlerden ve hatta ülkelerden, çeşitli kültürlerden gelen insanların fazlaca yaşadığı yerlerde elbette kaçınılmaz olarak bu tür hastalıklar daha fazla görülür.
Korunma yollarına girmeden önce bu hastalıkların çok kısa bir özetini yapmakta fayda var:

CYBH başlığı altında toplanan hastalıklar hayatı tehdit eden hastalıklar olabileceği gibi (AIDS ve Hepatit B gibi); hayati tehlikesi olmayan ancak kalıcı hasarlar bırakabilen hastalıklar (erkekte ve kadında kısırlığa neden olan enfeksiyonlar, özellikle kadında kalıcı ağrılar ve diğer jinekolojik belirtilere yol açan enfeksiyonlar) şeklinde; ya da enfeksiyon süresince çok çeşitli belirtilere yol açan, kişiyi rahatsız eden ve daha sonra giderek hafifleyen seyir izleyecek şekilde olabilir (kadında vajinit ve bazı sistit türleri gibi).

CYBH'ler kadının anatomik özellikleri nedeniyle erkekten kadına daha kolay bulaşırlar. Hayatı tehdid eden enfeksiyonlar hariç, diğerleri genellikle kadınlarda daha kolay kalıcı hasar bırakırlar ve daha şiddetli belirtilere neden olurlar. CYBH'lerin önemli bir kısmı kronik seyirlidir, yani bir kez bulaştıktan sonra hiçbir belirti vermese de vücutta enfeksiyon etmeni yaşamaya devam eder. CYBH'ler arasında virüslere bağlı oluşanlar için henüz kesin etkili bir tedavi şekli geliştirilememiştir.
Tüm bu özellikleri nedeniyle CYBH'ler önemli bir sağlık sorunudur ve bu konuda bilgisi olmayanları daha kolay "vurur".

Korunma
9Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bireysel düzeyde korunmanın en etkili yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (hayat kadınları, hayat kadınlarıyla birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.

Ancak unutulmamalıdır ki bariz olarak şüpheli olmayan biriyle beraber olunduğunda da hastalık bulaşabilir. O yüzden ikinci basamak, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir kişiyle, ne kadar "temiz" görünürse görünsün, ilişkide prezervatif kullanmaktır.

Prezervatifler arasında lateks yapılı olan ve spermisit içerenler tercih edilmelidir (spermisitlerin aynı zamanda mikroorganizmaları etkisiz hale getirebilme özellikleri de bulunmaktadır). Prezervatif bir kez kullanılmalı ve ilişki sonrası çıkartıldıktan sonra poşete koyularak atılmalı ve eller sabunlu suyla yıkanmalıdır.

Prezervatif kullanımı yıllar boyu erkeklerin tekelinde ve inisiyatifinde kalmıştır. Son yıllarda ise kadınların kullanımına uygun olarak geliştirilen prezervatifler Amerika'da ve bazı Avrupa ülkelerinde kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemize de girmiş olan bu ürünlerin çok yakında yaygın olarak kullanılacağını düşünüyorum.

Ne kadar etkili korunma olursa olsun cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından herkes risk altındadır. Bu hastalıkların çoğunda erken tanı ve tedavi hem kişinin sağlığının tekrar oluşturulması, hem de hastalığın daha çok bulaşmasının engellenmesi açısından önemlidir. Her bireyin CYBH grubunda yer alan hastalıkların genel belirtilerini bilmesi ve aşağıdaki belirtilerden bir veya daha fazlası olduğunda çekinmeden doktora başvurması önemlidir.

Korunma Yolları
a) Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda korunma yollarının başında "hastalığı bulaştırabilecek davranışları yapmamak" gelir.
Fazla sayıda kişiyle cinsel ilişki kurmak bulaşma tehlikesini arttırır.
Başkalarıyla cinsel ilişki kuranlarla özellikle bunu meslek olarak yapanlarla cinsel ilişki kurmak bulaşma tehlikesini arttırır.
Yukarda sayılan hastalık alınabilecek ilişkilerde kondomsuz(kılıfsız) ilişkiye girmek tehlikelidir.
HIV/AIDS ve hepatit B için, kanla bulaşma yoluna dikkat edilmeli ve gerek kuaför ve berber salonlarındaki araç gerecin gerekse eczane ve sağlık kuruluşlarındaki bize hizmette kullanılan araç gerecin temizliğinden emin olunmalıdır.
Kan alınması gerektiğinde alınan kanın hastalıklar açısından test edilip edilmediği sorulmalıdır.
Kan kardeşi olmak, aynı iğne ile iğne ya da aşı olmak, başkalarının yaralarına çıplak elle dokunmak bulaşma tehlikesini arttırır.
Aynı tıraş bıçağının ya da usturanın kullanılması yine bulaşma tehlikesini arttırır.
b) Özellikle üreme organlarında olan yara, bere, sivilce veya kaşıntıyla oluşan tahrişlerin hemen tedavi edilmesi gerekir. Bu yara bereler daha kolay hastalık almaya neden olur.
c) Korunma yollarında bir diğeri, aşağıdaki hastalık belirtileri tanımak ve kendinde ya da eşinde benzer bir belirti görürse derhal sağlık kuruluşuna başvurmaktır.

  • Erkeklerde; sık idrara çıkma ve idrarda yanma, ağrı, idrar sonrası veya sürekli kamıştan akıntı
  • Kadınlarda; idrara çıkmada ağrı ve yanma ile sık idrara çıkma, hazneden koyu renkli ve kötü kokulu akıntı,
  • Erkelerde kamış yüzeyinde ağrılı yaralar ve kasıklarda elle hissedilen sertlikler
  • Her iki cinste de; cinsel birleşme sırasında ya da cinsel organlarda sürekli ağrı
  • Sık ölü doğumlar
  • Üreme organlarında siğiller
  • Üreme organlarında uçuğa benzer döküntüler, şiddetli ağrı
  • Makat veya perine (bacakların arasında kalan ve üreme organlarını örten kas dokusu) bölgesinde apseler.

BU BELİRTİLERİ FARKETTİĞİNİZDE DERHAL TETKİK VE TEDAVİ İÇİN SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURUN! 

d) Cinsel ilişki sırasında Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan korunmayı sağlayacak tek yöntem KONDOM (KILIF ) KULLANMAKTIR..
Sperm öldürücü krem, köpük ve fitillerin (spermisitler) de bazı mikroplara karşı kısmen koruyuculuğu vardır. Ancak bu maddeler tek başına korunmayı sağlamaz. Eğer spermisitler ve kondom birlikte kullanılırsa korunma oranı artar.
Hastalık taşıyabilecek kişilerle cinsel ilişkide bulunmamak da bir korunma yoludur.
Eşlerden birinde hastalık düşündürecek bir belirti varsa, cinsel ilişkide mutlaka kondom(kılıf) kullanmak ve tedaviyi birlikte olmak gerekir.